WordPress ile Kendi Web Siteni 1 Haftada Kurabilirsin
Bir web sitesi kurmak gözünde büyüyor olabilir. Oysa doğru sırayla ilerlersen 7 gün içinde yayına hazır, düzenli ve güven veren bir site ortaya çıkarabilirsin. Buradaki kritik nokta, her güne küçük ama net bir görev vermektir. İlk gün alan adı ve barındırma seçilir. İkinci gün kurulum yapılır. Üçüncü gün sayfalar şekillenir. Böyle ilerleyince süreç dağılmaz. Planlı ilerlemek, teknik bilgiden çoğu zaman daha değerlidir. Pek çok kişi ilk gün her şeyi bitirmeye çalıştığı için yorulur. Oysa sade bir takvim, işi hızlandırır.
İlk hafta için gerçekçi hedef belirlemek çok önemlidir. Amaç kusursuz bir site yapmak değil, çalışan ve anlaşılır bir siteyi ayağa kaldırmaktır. Örneğin kurumsal bir tanıtım sitesi açacaksan ana sayfa, hakkımda, hizmetler ve iletişim sayfası ilk hafta için yeterlidir. Blog kuruyorsan üç temel yazı hazırlamak daha mantıklıdır. Bu yaklaşım sana hız kazandırır. Ayrıca karar yorgunluğunu azaltır. Küçük ama tamamlanmış adımlar motivasyonu canlı tutar.
Bir haftalık çalışma düzeni için aşağıdaki akış oldukça pratiktir.
| Gün | Odak Noktası |
|---|---|
| 1 | Alan adı, barındırma, temel hedef belirleme |
| 2 | WordPress kurulumu ve genel ayarlar |
| 3 | Tema seçimi ve ana sayfa iskeleti |
| 4 | Temel sayfaların hazırlanması |
| 5 | Menü, logo, görsel düzen |
| 6 | İçerik kontrolü ve mobil görünüm testi |
| 7 | Yayın öncesi son düzenlemeler |
Bu süreçte kendine şu üç soruyu sık sık sor. Ziyaretçi buraya neden gelsin. Aradığını kaç saniyede bulsun. Siteden hangi izlenimle ayrılsın. Cevapların netse kurulum da hızlanır. Çünkü her karar bir amaca bağlanır. Gereksiz sayfa eklemezsin. Boş süslemelerle vakit kaybetmezsin. Basit görünüm çoğu zaman daha güvenlidir.
- Tek bir hedef seç. Satış, tanıtım ya da içerik üretimi.
- İlk hafta en fazla 4 ana sayfa oluştur.
- Her gün 60 ile 90 dakika düzenli çalış.
- Yayına almadan önce telefonu eline al ve siteyi mobilde kontrol et.
Bazen en iyi ilerleme, daha az şey yapmaktır. Bir haftalık kurulum modelinde mantık tam olarak budur. Önce çalışan bir iskelet kurulur, sonra site zamanla güçlendirilir. Böylece hem erteleme azalır hem de elinde somut bir sonuç olur. İlk hafta sonunda yayında olan bir site görmek, sonraki geliştirmeler için güçlü bir başlangıç sağlar. Düzenli tempo burada en büyük avantajdır.
WordPress Nedir ve Neden Tercih Edilir?

İşte bu düzenli temponun değerini en iyi gösteren araçlardan biri WordPress’tir. Çünkü kod yazmadan içerik üretmeyi ve site yönetimini aynı panelde toplaması, yeni başlayan biri için büyük rahatlık sağlar. Aslında WordPress bir açık kaynaklı içerik yönetim sistemidir. Temelinde PHP ve MySQL vardır. Üstelik GPL lisansı ile sunulur. Yani yazılım ücretsizdir ve dünya çapında geliştiriciler tarafından sürekli geliştirilir. Bu da tek kişilik bir blogdan kurumsal sayfalara kadar çok farklı projelerde güvenle kullanılmasını sağlar.
Rakamlar da neden bu kadar sık tercih edildiğini açık biçimde gösterir. Bugün internetteki sitelerin yüzde 40’tan fazlası WordPress altyapısıyla çalışır. Bu oran, bir aracın sadece popüler değil aynı zamanda yaygın biçimde test edilmiş olduğunu da anlatır. Bir sistem milyonlarca kullanıcı tarafından kullanılıyorsa, eğitim kaynağı bulmak, sorun çözmek ve destek almak çok daha kolay olur. Yeni başlayan biri için bu büyük avantajdır. Takıldığında yalnız kalmazsın. Aradığın çözüm çoğu zaman daha önce konuşulmuştur.
Bu yaygınlığın arkasında sadece kolay kullanım yok. Esneklik de var. İlk çıkış noktası bir blog aracıydı. 2003 yılında Michel Valdrighi, Matt Mullenweg ve Mike Little tarafından, b2/cafelog’un yerini almak üzere geliştirilmeye başlandı. Fakat zamanla haber sitesi, portföy sitesi, ilan sitesi ve e-ticaret sitesi gibi pek çok yapıya uyum sağladı. Örneğin ürün satmak istersen WooCommerce gibi çözümlerle mağaza mantığı ekleyebilirsin. 2022 verilerine göre resmi eklenti dizininde yaklaşık 60.000 ücretsiz eklenti bulunması da bu esnekliği güçlendirir.
Kullanıcı dostu panel de tercih nedenlerinin başında gelir. Metin eklemek, sayfa oluşturmak, görsel yüklemek ve yorumları yönetmek birkaç tıklamayla yapılır. 2005 yılında çıkan 1.5 sürümüyle tema desteğinin gelmesi, görünüm tarafında işleri ciddi biçimde kolaylaştırdı. Aynı yıl açılan wordpress.com hizmeti ise teknik bilgi seviyesi düşük kullanıcıların sisteme daha rahat yaklaşmasını sağladı. Türkçe kullanımın 2006 Mayıs ayında 2.0.2 sürümüyle sunulmuş olması da yerel kullanıcılar için önemli bir eşikti.
- Basit başla. Önce içerik girişi ve sayfa düzenini öğren.
- Amaca göre karar ver. Blog, tanıtım ya da satış ihtiyacı farklı yapı ister.
- Topluluk gücünü kullan. Yaygın sistemlerde çözüm bulmak daha hızlıdır.
Kısacası tercih sebebi sadece ücretsiz olması değildir. Öğrenmesi kolay, büyütmesi mümkün ve farklı ihtiyaçlara uyumlu bir yapı sunması asıl farkı oluşturur. Bir gün sadece yazı yayımlarsın. Başka bir gün form eklersin, galeri kurarsın ya da küçük bir mağaza açarsın. Bu geçişlerin tek bir sistem içinde yapılabilmesi, WordPress’i hâlâ güçlü ve mantıklı bir seçenek olarak öne çıkarır.
Hızlı Başlangıç İçin Temel Adımlar

İşte bu esnekliği kısa sürede gerçeğe dönüştürmek için önce temeli doğru ve sade biçimde kurmak gerekir. Bir haftalık planın ilk günü çoğu zaman alan adı seçimiyle başlar. Akılda kalan, kısa ve yazımı kolay bir ad seçmek büyük fark yaratır. Çünkü ziyaretçi sizi önce adresinizle tanır. Ardından hosting alınır. Bu, sitenizin yazıları, görselleri ve WordPress dosyaları için dijital yuvasıdır. Araştırmalara göre doğru alan adı ve hosting seçimi yaklaşık 5 dakikada tamamlanabilecek kadar hızlı bir adımdır. Yine de acele etmek yerine ihtiyaçla eşleşen paketi seçmek daha akıllıcadır. Linux tabanlı hosting çözümleri bu noktada genelde daha rahat bir başlangıç sunar.
Sonraki adım kurulumdur. Burada güzel haber şu. Kod yazmadan ilerleyebilirsin. Günümüzde dünyadaki sitelerin yaklaşık %43’ü WordPress kullanıyor ve bu yaygınlık yeni başlayanlar için ciddi bir avantaj sağlıyor. Pek çok hosting panelinde yer alan Tek Tıklamayla WordPress Kurulumu seçeneği sayesinde sistem birkaç dakika içinde hazır hale gelir. Kurulum sırasında veritabanı oluşturulur, site dili seçilir ve başlık belirlenir. Eğer panelin bu işlemi otomatik yapıyorsa işin daha da kolaylaşır. Teknik bölüm gözünde büyümesin. Asıl mesele sıralamayı bozmamaktır.
- 1. gün: Alan adı ve hosting al.
- 2. gün: DNS yönlendirmesini kontrol et. Örnek olarak bazı sunucularda
ns13.domaincontrol.comvens14.domaincontrol.comkullanılır. - 3. gün: WordPress kur ve temel ayarları yap.
- 4. gün: İhtiyacına uygun tema seç.
- 5. gün: Gerekli eklentileri ekle ve gereksiz olanlardan kaçın.
- 6. gün: İlk sayfalarını ve yazılarını hazırla.
- 7. gün: Yönetim panelini test et ve içerik giriş düzenini oturt.
Bu planın işe yaramasının nedeni basittir. Her gün tek bir ana göreve odaklanırsın. Yönetim paneline genelde alanadiniz.com/wp-admin adresinden girilir ve görsel editör sayesinde metin, görsel ve sayfa düzeni rahatça hazırlanır. WordPress.org sürümü kendi hostingin üzerinde çalıştığı için daha ciddi projelerde daha çok tercih edilir. Blog açmak isteyen biri için WordPress.com da kolay bir seçenek olabilir. Ama kontrol alanını büyütmek isteyen kullanıcı çoğu zaman ilk yola kendi hostingiyle çıkar.
Web Sitesi Tasarımında İpuçları
Kurulum ve içerik düzeni oturduktan sonra sıra, ziyaretçinin sitede nasıl hissettiğini belirleyen tasarıma gelir. Burada en kritik nokta, göze hoş görünürken kullanımı da yormayan bir yapı kurmaktır. Kalabalık sayfalar ilk bakışta etkileyici sanılabilir. Ama çoğu zaman ziyaretçiyi ana hedeften uzaklaştırır. Daha temiz bir yerleşim, daha net başlıklar ve dengeli boşluklar ise yön bulmayı kolaylaştırır. Özellikle WordPress kullananlar için bu avantaj büyüktür. Çünkü dünya genelindeki sitelerin yaklaşık %40’ı bu sistemle çalışırken, bu yaygınlık iyi tasarım pratiklerinin de daha görünür hale gelmesini sağlamıştır.
Tutarlılık hissi güven verir. Bir sayfada farklı düğme biçimleri, başka bir sayfada bambaşka yazı tipleri varsa ziyaretçi bilinçsiz şekilde rahatsız olur. Bu yüzden renk paletini üç veya dört tonla sınırlamak çoğu site için yeterlidir. Beyaz alan kullanımı da aynı ölçüde önemlidir. Sayfa nefes alır. İçerik daha rahat okunur. Tipografi de sadece estetik mesele değildir. Okunabilir yazı yapısı, içeriğin daha kolay tüketilmesine yardım eder ve SEO açısından dolaylı katkı sağlar. Kısa bir test yapabilirsin. Ana sayfana telefondan gir. Bir paragrafı tek nefeste okuyamıyorsan punto, satır aralığı ya da blok genişliği yeniden düzenlenmelidir.
Bugün mobil uyumluluk bir ek özellik değil, doğrudan gerekliliktir. Site her ekran boyutunda sorunsuz görünmelidir. Aynı anda hız da korunmalıdır. Yavaş açılan sayfalar ziyaretçi kaybettirir ve arama sonuçlarındaki performansı zayıflatır. Bu nedenle tasarım kararlarını verirken sadece görüntüye değil, yükleme yüküne de bakmalısın. Responsive yapı, sade menü ve belirgin çağrı alanları birlikte çalıştığında kullanıcı daha uzun süre kalır. Araştırmalar da kolay gezilen sitelerde insanların daha fazla zaman geçirdiğini gösteriyor.
- Ana menüyü kısa tut. Ziyaretçi aradığını iki veya üç tıkta bulabilsin.
- Ana ekranda tek odak belirle. Her bölüme aynı anda bağırma.
- Görselleri amaca göre seç. E ticaret tarafında net ürün fotoğrafları, kurumsal sayfalarda güven veren düzen daha etkili olur.
- Düğmeleri görünür yap. Arka planla kavga eden renkler yerine açık seçik kontrast kullan.
Küçük ama etkili bir kontrol listesi işini kolaylaştırır. Aşağıdaki yapı, tasarım kararını daha hızlı netleştirir.
| Alan | İyi Uygulama |
|---|---|
| Renk | 3 veya 4 tonla net bir bütünlük kur |
| Yazı | Kolay okunan, sade ve tutarlı tipografi seç |
| Menü | Kısa, anlaşılır ve yönlendirici olsun |
| Mobil görünüm | Telefon ve tablet ekranında düzeni mutlaka kontrol et |
| Güven unsuru | SSL kullanımı ve düzenli testlerle profesyonel izlenim oluştur |
Tasarım bittiğinde iş bitmiş sayılmaz. Farklı tarayıcılarda ve cihazlarda tek tek denemek gerekir. Çünkü masaüstünde düzgün görünen bir alan, telefonda taşabilir. Aynı şekilde güçlü başlıklar, net görseller ve doğru yerleştirilmiş yönlendirme düğmeleri, ziyaretçiyi kararsız bırakmadan bir sonraki adıma taşır. İşte iyi tasarımın gerçek gücü burada ortaya çıkar.
Eklentilerle Fonksiyonları Artırma
Bu kontrol alanı oturduğunda, sıradaki gerçek farkı sitenin ihtiyacına göre doğru eklentileri seçmek yaratır. WordPress’in dünya genelinde web sitelerinin yaklaşık %40’ına güç vermesi ve 75 milyondan fazla sitede kullanılması boşuna değil. Bu kadar yaygın olmasının önemli nedenlerinden biri, çekirdek yapıyı bozmadan yeni özellik ekleyebilmesidir. Yani bir siteyi baştan yazmadan form, yedekleme, güvenlik ya da gelişmiş içerik alanları ekleyebilirsin. Buradaki püf nokta şudur. Çok eklenti kurmak iyi yönetim anlamına gelmez. Daha az ama doğru eklenti, hem hız hem bakım açısından daha güvenli bir yoldur.
Eklenti mantığını daha net görmek için başka sistemlere bakmak işe yarar. Örneğin Google E-Tablolar tarafında eklentiler, üçüncü taraf araçlarla bağlantı kurup veri görselleştirme ve işleme işlerini genişletir. Hatta Google Slaytlar gibi diğer araçlarla da uyumlu çalışabilir. Geliştirici tarafında bu yapı, yerleşik komut dosyası hizmetleriyle ilerler. Veri okuma, düzenleme, biçimlendirme ve koşullu biçimlendirme kuralları yönetilebilir. Daha ileri ihtiyaçlarda doğrudan Sheets API erişimi de kullanılabilir. Bu örnek şunu gösterir. Eklenti dediğin şey sadece küçük bir ek parça değil, sistemin yapabildiği işi kontrollü biçimde büyüten bir katmandır. WordPress’te de mantık aynıdır.
Daha teknik tarafta ilginç bir sınır daha var. Google E-Tablolar içinde yazılan özel işlevler, hücrede =islevadi(parametreler) biçiminde çağrılır ve 30 saniyeyi aşarsa hata verir. Ayrıca yetkilendirme isteyen bazı servisleri kullanamaz. Bu detay sana şunu anlatır. Her eklentinin bir görevi, sınırı ve yükü vardır. WordPress sitesinde de aynı bakış açısını kullan. Bir eklenti kurmadan önce şu üç soruyu sor.
- Gerçek bir ihtiyacı mı çözüyor yoksa sadece hoş görünen bir özellik mi ekliyor
- Başka bir eklentiyle aynı işi mi yapıyor yoksa açık bir boşluğu mu kapatıyor
- Düzenli güncelleme alıyor mu ve yönetim panelinde sorunsuz mu çalışıyor
Yapay zeka tarafındaki eklenti yaklaşımı da güzel bir ders verir. Semantik Çekirdek içinde eklentiler, işlev grupları halinde çalışır ve yapay zekâ bu işlevleri çağırarak veri toplama ya da görev otomasyonu yapabilir. Bu yapı yerel kod, OpenAPI belirtimi ya da bir sunucu aktarımıyla eklenebilir. Başlangıçta yerel kod yaklaşımının önerilmesi tesadüf değildir. Çünkü sade başlamak, kontrolü korur. WordPress’te de aynı yöntemi uygula. Önce temel işlevleri ekle, sonra etkisini ölç. Küçük bir kontrol tablosu bile işini kolaylaştırır.
| Eklenti türü | Ne zaman gerekli | Dikkat noktası |
|---|---|---|
| Güvenlik | Yönetim panelini korumak istediğinde | Aşırı bildirim ve ağır tarama yükü |
| Yedekleme | Düzenli içerik giriyorsan | Otomatik planın çalışıp çalışmadığını kontrol et |
| Form | Ziyaretçiden talep topluyorsan | Gereksiz alanlarla dönüşümü düşürme |
Pratikte en iyi yöntem şudur. Bir eklentiyi kur, bir gün kullan, etkisini gözle, sonra karar ver. Yönetim paneli hızlandı mı yavaşladı mı. Editör rahatladı mı karıştı mı. Her eklenti, siteye değer kattığı kadar kalmalı. Böyle baktığında eklentiler süs değil, doğrudan iş yapan araçlara dönüşür.
Yayınlama ve SEO İçin Altın Kurallar

İçerik düzeni oturduktan sonra işin en kritik tarafı başlar. Sitenin görünmesi yetmez, arama motorlarının sayfanı doğru okuyup doğru kişilere göstermesi gerekir. Bu yüzden yayınlama anı sadece “paylaş” düğmesine basmak değildir. Başlık, açıklama, bağlantı yapısı ve hız gibi ayrıntılar aynı anda önem kazanır. Google sayfaları çoğu zaman otomatik bulur, ancak bunun etkisini görmek bazen birkaç hafta sürebilir. Sabırlı olmak gerekir. Yine de süreci hızlandırmak için doğru ayarları en başta yapmak büyük fark yaratır.
İlk dikkat edilmesi gereken konu hızdır. Bunun nedeni çok nettir. Kissmetrics verilerine göre kullanıcıların yüzde 47’si bir sitenin 2 saniyeden geç açılmasını istemiyor. Dahası, yüzde 40’ı 3 saniyeyi aşan sayfaları terk ediyor. Yani yavaş bir site daha içerik okunmadan kayıp verir. Bu noktada ön bellek ve görsel sıkıştırma temel çözümdür. WordPress tarafında WP Fastest Cache ile sayfa ön belleği kurulabilir. Smush ile büyük görseller küçültülebilir. CSS ve JavaScript dosyalarını gereksiz yükten arındırmak da açılış süresini hissedilir biçimde iyileştirir.
Bir diğer altın kural bağlantı yapısıdır. Varsayılan ?p=123 biçimi hem kullanıcı için zayıf görünür hem de konu anlatmaz. Bunun yerine yazı ismini içeren temiz bağlantılar daha anlaşılır ve daha güçlü bir sinyal verir. Meta başlıkları da kısa ve net olmalıdır. Genel kabul gören sınır yaklaşık 60 karakterdir. Meta açıklamada ise 160 karakter civarı hedeflenir. Burada amaç sadece anahtar kelime sıkıştırmak değildir. Arayan kişinin neden o sayfaya tıklaması gerektiğini açıkça anlatmaktır. Kısa, dürüst ve merak uyandıran bir dil daha iyi çalışır.
Teknik tarafta küçük görünen ama etkisi büyük başka ayrıntılar da vardır. SSL sertifikası olan bir site güven verir ve tarayıcı tarafında daha temiz görünür. Mobil uyumlu tema seçmek de artık tercih değil ihtiyaçtır çünkü Google mobile-first indexleme yaklaşımını esas alır. Sayfanın bir kullanıcı gibi görünüp görünmediğini kontrol etmek için Search Console içindeki URL Denetleme aracı kullanılabilir. Eğer CSS veya JavaScript dosyaları engellenirse, sayfa tam anlaşılmayabilir ve bu durum sıralamayı olumsuz etkileyebilir.
- Site haritasını oluştur.
sitemap_index.xmldosyasını Search Console’a ekle. - SEO eklentisi kullan. Yoast SEO veya Rank Math teknik ayarları kolaylaştırır.
- Yapısal veri ekle. Article, FAQ ve Product gibi şemalar tıklanma oranını artırabilir.
- 404 hatalarını temizle. Kırık bağlantılar hem kullanıcıyı hem taramayı yorar.
İşin güzel yanı, bu adımların çoğu bir kez kurulup bırakılacak işler değildir. Google Search Console ve GA4 verilerini düzenli izleyen bir site sahibi, neyin çalıştığını daha net görür. Hangi sayfa gösterim alıyor, hangisi tıklama alamıyor, hangi içerik güncelleme istiyor soruları burada cevap bulur. WordPress bugün dünya çapında web sitelerinin yaklaşık yüzde 40’ında kullanılıyor ve 75 milyondan fazla sitede altyapı sağlıyor. Bu kadar yaygın bir sistemde rekabet de doğal olarak yüksektir. Bu nedenle özgün içerik üretmek, sayfaları düzenli güncellemek ve her yayını veriyle iyileştirmek artık lüks değil, doğrudan görünürlük meselesidir.
Sık Karşılaşılan Sorunlar ve Çözümleri
Veriyi düzenli takip etmek bu yüzden önemlidir. Çünkü sorunlar çoğu zaman bir anda çıkmaz, küçük aksaklıklar birikip sitenin akışını bozar. Yeni başlayanların en sık yaşadığı problem, kurulumdan sonra beyaz ekran ya da yönetim paneline erişememe durumudur. Böyle anlarda panik yapmak yerine önce hosting tarafını kontrol etmek gerekir. WordPress milyonlarca sitede kullanıldığı için, yaklaşık dünya üzerindeki sitelerin yüzde 40’ına güç veren bir sistemde görülen sorunların büyük kısmı aslında tekrar eden, çözülebilir problemlerdir. Özellikle Linux tabanlı hosting ve cPanel kullananlarda hata kaynağını bulmak daha kolay ilerler.
Bağlantı ve kurulum hataları: Alan adı bağlandıktan sonra site açılmıyorsa sorun çoğu zaman eksik dosya yüklemesi ya da yanlış klasördür. WordPress dosyalarının public_html içine atılması gerekir. FTP ile yükleme yaparken bazı dosyalar eksik kaldığında ana sayfa boş gelebilir. Basit ama kritik bir kontrolle dosya sayısını yeniden gözden geçirmek çoğu zaman sorunu çözer. Veri tabanı bağlantı hatasında ise MySQL bilgileri yanlış girilmiş olabilir. Kullanıcı adı, parola ve veri tabanı adı bir harf bile farklıysa sistem çalışmaz.
Yavaşlık ve zaman aşımı: Site kurulmuş olsa bile çok ağır açılıyorsa neden her zaman tema değildir. Düşük kaynaklı hosting paketleri, büyük görseller ve gereksiz eklentiler birlikte yük oluşturur. Bir haftada site kurmak mümkündür ama bu hız, yanlış seçim yapılırsa yayına çıktıktan sonra ters tepebilir. Birkaç saat ayırıp eklentileri tek tek kapatarak test yapmak, sorunu bulmanın en pratik yoludur. Kısa bir deneme süreci bazen günlerce sürecek bir uğraşı önler.
- Giriş sorunu varsa tarayıcı önbelleğini temizle ve şifre sıfırlama bağlantısını dene.
- Dosya yüklenmiyorsa FTP ile yeniden aktarım yap ve doğru klasörü kontrol et.
- Veri tabanı hatası varsa MySQL bilgilerini hosting panelinden tekrar karşılaştır.
- Site çok yavaşsa aynı anda çalışan eklenti sayısını azalt.
Bazen problem teknik değil, süreç yönetimidir. Alan adı almak çoğu sağlayıcıda yaklaşık 5 dakikalık bir işlemdir ama ardından DNS yönlendirmesinin oturması zaman alabilir. Kullanıcı bunu arıza sanabilir. Benzer şekilde cPanel, Plesk Panel ya da tek tık kurulum araçları farklı arayüzler sunduğu için yeni başlayan biri nerede ne yapacağını karıştırabilir. Böyle durumlarda önce panel türünü netleştirip sonra işlem adımlarını sadeleştirmek gerekir. Hosting, domain, WordPress dosyaları, FTP ve MySQL arasında zincir kurulduğunda sorunlar daha hızlı çözülür. Özellikle 75 milyondan fazla sitede kullanılan bu yapıda, karşılaşılan çoğu hata benzersiz değil, sadece doğru sırayla kontrol edilmemiş bir detaydan çıkar.
| Sorun | Olası Neden | Hızlı Çözüm |
|---|---|---|
| Beyaz ekran | Eksik dosya veya uyumsuz eklenti | FTP ile dosyaları yeniden yükle, eklentileri pasif et |
| Veri tabanı bağlantı hatası | Yanlış MySQL bilgisi | Panelden bilgileri yeniden kontrol et |
| Site açılmıyor | DNS veya klasör hatası | Alan adı yönlendirmesini ve public_html klasörünü incele |